Yazılar
2026 Yılında Almanya'ya Gelinir mi?
📅 8 Temmuz 2026 · Ferdi Şen
2026'nın ilk günlerinde, kar yağışıyla beraber gelen bu güzel havada, en çok sorulan sorulardan birine kendi deneyimlerimden yola çıkarak cevap vermek istiyorum: 2026'da Almanya'ya gelmeye hâlâ değer mi? Almanya hakkında olumlu ve olumsuz pek çok görüş var, herkesin bir düşüncesi var. Ben de buradayım artık bir seneye yakın bir süredir, henüz tam bir sene olmadı ama 11 aya doğru ilerliyorum ve bu süre içinde Almanya hakkında neler olduğuna ve neler olacağına dair daha net fikirler oluşmaya başladı. Konuyu iki başlıkta ele alacağım: ekonomi ve diğer sebepler.
Ekonomi
Ekonomiden başlayalım. Almanya'da ne kadar kazandığınızın aslında göründüğü kadar önemi yok. Asgari ücretle çalışsanız bile burada temel giderlerinizi karşılayıp borçlanmadan hayatınızı sürdürebilmeniz mümkün. 2026 itibariyle saatlik asgari ücrete enflasyona karşı ufak bir düzeltme yapıldı; büyük bir artış değil ama yine de bir iyileştirme. Tabii burada asgari ücreti nüfusun sadece küçük bir kısmı kazanıyor, kasiyerler bile genelde asgari ücretin üzerinde bir maaş alıyor.
Bunu Türkiye'deki deneyimimle kıyaslıyorum, çünkü biz orada asgari ücretin çok üzerinde bir gelire sahip olsak bile ay sonunu zar zor getiriyorduk. Eşimle ikimiz çalışırken, ortalama üç asgari ücrete yakın bir gelirimiz evimize giriyordu ama yine de ucu ucuna gidiyorduk. Kira, faturalar, market derken yıl sonunda maaşa yapılan zam bile yetmiyordu, kredi kartından kurtulamıyorduk. Bir ay boyunca neye para harcadığımızı hesapladığımızda gördük ki hiçbir sosyal aktiviteye, kahveye, sinemaya para ayırmamışız, sadece kira, fatura, market ve ara sıra bir dürüm yemişiz. Buna rağmen yetmemiş.
Bu şartları düşününce, Almanya'da en düşük ücretle bile ayağınızı yorganınıza göre uzattığınızda ikinci el bir araba alıp, şehrin biraz dışında ya da paylaşımlı bir evde kalıp, faturalarınızı ödeyip karnınızı doyurarak borçlanmadan ayı kapatabiliyor olmak benim için gerçekten kıymetli bir şey. Birikim yapamayabilirsiniz, çok gezemeyebilirsiniz ama kafanız rahat olur, o "ne kadar çalışırsam çalışayım yetmiyor" hissini yaşamazsınız.
Elbette bu da yeterli değil; sadece temel giderleri karşılamak için bu kadar yol kat etmiş, bu kadar zorluğa göğüs germiş olmayı hak etmiyoruz, daha fazlasını istemeliyiz. "Almanya iyiye gitmiyor" diyenler var, bunda bir doğruluk payı var elbette. Dünya genel olarak iyiye gitmiyor, küresel bir gerileme var. Almanya'nın ekonomisi zorlanıyor olabilir ama Türkiye ile kıyaslandığında hâlâ çok daha iyi bir konumda, bunun altını çizmek gerekiyor. Ukrayna savaşı, Rusya'dan doğalgaz alınamaması, buna bağlı enerji fiyatları, sığınmacı akışı ve bazı devlet yardımlarının kötüye kullanılması gibi konular ekonomiyi zorluyor. Çin'in hem ucuz hem kaliteli üretim yapabilmesi de Almanya'nın rekabet gücünü zorluyor; Mercedes'in, BMW'nin eski avantajı azalıyor.
Volkswagen'in fabrika kapatması Türk medyasında "Almanya batıyor" diye manşetlenmişti ama gerçek şu: Volkswagen batmıyor, üretimini Polonya gibi daha ucuz işçiliğin olduğu ülkelere kaydırıyor. Şirketler batmıyor, sadece burada eskisi kadar kolay para kazanılmıyor. Aynı şekilde 2026'da devlet yardımlarında da değişiklikler var; eskiden kiranızın tamamı ödenirken artık bir limit getiriliyor, iş aramayı reddedenlerin maaşı kesilebiliyor. Bunu doğru buluyorum, insanları çalışmaya teşvik etmek, sistemi kötüye kullananları caydırmak gerekli bir adım.
Diğer sebepler
Ama bana sorarsanız, Almanya'ya sadece ekonomik kaygılarla göç edilmemeli. Benim göç motivasyonum hiçbir zaman "burada daha çok kazanacağım" değildi. Asıl önemli olan, daha güvenli, daha huzurlu, adaletin işlediği bir düzende yaşayabilmek. Burada belli bir sistem var ve bu sistem sizi koruyor, insan onuruna yakışır şekilde yaşamanızı sağlıyor. Can güvenliği, mal güvenliği, insanlar arasında gerginlik yok denecek kadar az, trafikte kimse birbirine küfretmiyor, kimse arabasında sopa, bıçak, silah taşımıyor.
Kurallara uyuluyor burada. Bir binada izin verilen kat sayısı üçse, dört kat çıkılmıyor; Türkiye'de olduğu gibi kaçak yapıp bir sonraki seçimde af çıkmasını beklemek yok. Kolonu kesip mekanı genişletmek yok. Türkiye'de yaşarken hâlâ unutamadığım bir haber var: İzmir'de yağmur sonrası bir su birikintisine basan bir vatandaş kaçak elektrik akımına kapılıp hayatını kaybetmişti, onu kurtarmaya çalışan bir başka vatandaş da aynı akıma kapılıp hayatını kaybetmişti. İki kişi, sadece yerdeki bir su birikintisine bastıkları için hayatlarını kaybettiler. Bu kadar "ucuz" bir şekilde insan hayatının gidebilmesi beni hâlâ çok üzüyor, kimse hesap sormuyor, kimse istifa etmiyor.
Elbette burada da kötü şeyler oluyor, seksen küsür milyonluk bir ülke burası, mükemmel değil. Ama sıklığı çok daha az. Ben burada bir olaydan bahsederken "bir sene önce böyle bir şey olmuştu" diyorum, Türkiye'de ise bu her gün yaşanıyor. Bu, kötü bir şeyle karşılaşma olasılığınızın burada çok daha düşük olduğu anlamına geliyor.
Açıkçası toplumsal adalet konusunda da içim rahat değil bazen; belli bir zümreye yakın olanların bazı suçlardan kolayca sıyrıldığını görmek beni psikolojik olarak kötü hissettiriyor. Ama genel tabloya baktığımda, Türkiye'deki demografik değişimi, kontrolsüz göçü ve artan suç oranlarını düşününce, geleceğe dair umudumu orada kaybettiğimi söyleyebilirim. Benim göçümün altında ekonomik kaygı yok, geleceğe, insanlığa dair bazı şeylerin düzeleceğine olan inancımı kaybetmiş olmam var.
Sonuç
2026'da Almanya'ya gelinir mi? Bence gelinir, niye gelinmesin? Ama gelecekseniz, göç etme motivasyonunuz ekonomik kaygılar olmamalı. Yeni bir ülkede kendi düzeninizi kurmak, yeni bir dil öğrenmek, sistemi anlamak zaman alacak; ilk iki üç yıl gerçekten çok zorlanacaksınız, çok çırpınacaksınız. Bu zorluklara değecek olan şey, sizi burada tutacak başka bir sebep olmalı: çocuklarınızın daha iyi bir gelecekte büyümesi, eşinizin ya da çocuğunuzun yolda güvenle yürüyebilmesi gibi kaygılar. Sadece para kazanmak için gelirseniz, bu zorluklara değmeyebilir.
Umarım dünya daha güzel bir yer olur, umarım kendi bireysel hayatlarımız istediğimiz yönde ilerler. Yeni yıl, yeni umutlar diyorum.
Ferdi Şen
Bu Yazının Video Hali
Konuyu YouTube'da anlattığım videodan da izleyebilirsin.
